Mucize Adam ; Sai Baba

Hintli bir mistik, mucizeler yaratıyor; boşluktan yüzükler, madalyonlar, paralar geliyor; ölümcül hastalar ve daha da inanılmazı ölüler ayağa kalkıyorlar ve de Sai Baba binlerce kilometre uzaktaki bir insanı ölümden kurtarıyor.Bütün bunlar doğru mu? Sai Baba yüzyılın en büyük şarlatanı mı yoksa o gerçekten yaşayan bir aziz mi? 

Hintli bir guru; adı Sai Baba; doğaüstü güçleri olduğuna ve kutsallığına inanılıyor. Altın yüzükleri ve paraları yoktan var ediyor, kayaları kuma, çiçekleri mücevherlere dönüştürüyor. Hastalara şifa veriyor; onlara "Vibhuti" adında kutsal ağaç külüyle yardım ediyor. Bütün bunlar boşluktan geliyormuşçasına birden elinde beliriyor ve hatta inanılmaz bir iddiaya göre, ölüleri yaşama döndürebiliyor. Kim bu adam? Gerçekten doğaüstü güçleri olan bir mistik veya bir aziz mi? Çevresinde masallar uydurulan, herşeye inanmaya hazır kitlelerin yaşadığı bu çağın modasına uygun bir şarlatan mı?Çok başarılı bir sihirbaz mı? Günümüzün en ünlü illüzyonisti David Copperfield eğer bir mistik olsaydı, Sai Baba'dan daha başarılı olur muydu? 

Dünyanın her yerinde onun onbinlerce müridi var ve bunların çoğu Sai Baba'nın mucizelerine tanık olduklarını iddia ediyorlar. Kuşkucu bilimciler ve gazeteciler yıllardır onu yakından izliyorlar ama henüz hayret verici başarılarına bir açıklama getiremediler. Her ne kadar Sai Baba, mucizelerinin ruhsal olduğunu ve dinsel bir içerik, mesaj taşıdığı iddia ediliyorsa da, kendisi mucizelerini ortaya koyarken hiç de mistik bir performans sergilemiyor; coşkulu ve çok sevecen; Bazı tanıklar Sai Baba'nın isteğe göre mucize yapabildiğini söylüyorlar; insanlara ne istediklerini soruyor ve sonra sanki boşluktan koparıp ortaya çıkıyor. Birçok kez, birilerine en sevdiği çiçeğin adını soruyor, sonra sanki yanında duran ağaca dönüp çiçeği koparıp alıyor. 

Mucize Kürleri 
Sai Baba'nın ruhsal şifa kürleri sonucunda iyileşenlerle ilgili çeşitli belgeler var; hatta cerrahi operasyonlarından dahi söz ediliyor. Mide kanserinin son aşamasındaki bir adamın karşısına geçip transa geçiyor, sonra elindeki "Vibhuti" külüyle hastanın alnını sıvazlıyor, birden elinde bir neşter beliriyor, iki eliyle tuttuğu deride bir yara açıyor, içinden neyi aldığı belli olmuyor, sonra yarayı yine sıvazlayıp kapatıyor, yaranın izi bile kalmıyor ve sonra hasta iyileşiyor. Bu gerçek bir olay ama yaranın gerçek olup olmadığı, hastanın nasıl iyileştiği bilimsel olarak kanıtlanmış değil. İnanmak gerekiyor. Bir diğer olay, Kuzey Hindistan'dan Khare adlı bir hizmetçinin başından geçti, 1971 yılı Kasım ayında Khare, doktorlardan yakında kör olacağını öğrendi, üç ay sonra tüm görme yeteneğini yitirecekti. Khare'nin kızı yakında bulunan Bengalore, Whitefield'deki Sai Baba Merkezi'nde çalışıyordu ve Mayıs 1972'de genç kadın Sai Baba ile görüşerek babasının durumunu anlattı. Genç kadını dinleyen Sai Baba'nın elinde birden bir avuç "Vibhuti" belirdi ve Khare'ye götürmesini söyledi. Khare bundan sonra her gün bir tutam kutsal külü gözlerine sürerek kullanmaya başladı ve üç ay sonra kör olmak bir yana eskisinden daha iyi görüyordu. Ama Sai Baba'nın bir olayı daha var ki, tam anlamıyla inanılmazdır; 1953 yılında 60 yaşındaki Radhakrisha adlı mide ülserine yakalanmış biri yardım istemek için ona geldi ama Sai Baba onu hasta olmadığını söyleyerek reddetti. Üç gün sonra, Radhakrisha komaya girdi; derisinin rengi mavimtrak ve kaskatıydı, buz gibiydi ve artık duyarsızdı, kalbi belli belirsiz atıyordu. Her an kalbinin durması bekleniyordu; o anda Sai Baba eve geldi ve hastanın yanına giderek, yalnız bırakılmasını istedi. Birkaç dakika sonra Radhakrisha odadan yürüyerek çıktı, son derece canlı görünüyordu ve sonra yapılan muayenede ülserinin tamamen kaybolduğu kesin olarak görüldü. Ne olmuştu? 

İnancın ötesinde... 
Avustralyalı gazeteci Howard Murphet, Sai Baba'nın bir sahtekar olduğu görüşündeydi; onun dehasına inanıyordu, altın bir yüzüğün elinde belirmesini çok yakından görünce tam bir inançlı olmuştu. Bir akşam Sai Baba, Murphet'e doğum tarihini sordu, öğrenir öğrenmez elini uzattı ve avucundaki madeni parayı gazeteciye uzattı, para Murphet'in doğduğu yılın tarihini taşıyordu. Karşı karşıya duruyorlardı ve Sai Baba'nın elleri göz önündeydi, Murphet sonradan "Para avucunu açar açmaz belirdi ve hemen benim avucuma koydu, ağır ve altından yapılmıştı, 10 $'lık bir anı parasıydı, üzerinde benim doğum yılım ve Özgürlük Anıtı'nın resmi vardı." diyecekti. Londralı fotoğrafçi David Bailey, bu olayı duymuştu, Sai Baba ile karşılaştığında ondan benzer bir olay yapmasını istedi, Sai Baba elini havaya kaldırdı, indirdiğinde avucunda üzerinde kendisinin kabartma bir resmi bulunan bir madalyon tutuyordu. 50 yıldan beri, Sai Baba mucizevi gösterilerini sürdürüyor, bir türlü hilesi bulunamadı, safran rengindeki robu dahi araştırmacılar tarafından didik didik incelendi, ne bir gizli cep, ne de bir başka delik vardı. 

Bilim tehdit altında mı? 
Sai Baba, kesin ve uzun bilimsel testlere katılmayı reddediyor, gücünü sadece dinsel amaç için kullandığını ve inancın bir ilham olduğunu müridlerine telkin ederken; "Hiç kimse, benim sırrımı anlayamaz." diyor. Bu sözler kesin bir sonuç ama belki bu olayın yarattığı bilimsel gerilim yüzünden açıklama gereklidir. Deneyimli bir araştırmacı; "Eğer Sai Baba madde transformasyonu yapıyorsa. bu olay Batı biliminin temelden saçma olduğu anlamına gelebilir" derken, endişelerini saklamıyor. Böylesine etkin ve ulaşılmaz olan bu adam nasıl biridir? Sai Baba 23 Kasım 1925'de, Güney Hindistan'da Puttaparti'de doğdu, daha o zaman "Avatar" yani peygamber gibi tanıtıldı, sonraki yıllarda milyonlar onu öylesine yüceleştirdiler ki, Tanrı'nın Oğlu düzeyine çıkartıldı, aynen Hz. İsa gibi... Çünkü o da, Hz. İsa gibi çok genç yaşta mucizeler göstermeye başlamıştı ve hatta 4 yaşındayken ilk mucizesini gösterdiği anlatılmaktadır. 7 yaşındayken, arkadaşlarının istedikleri meyveleri yoktan var ettiği dahi söylenir. Bütün bunlar otoriteler için çok çekici ve cazibelidir; Onun kötü ruhların hizmetinde olduğu iddia edilir; Exorcism yani "Şeytan Kovma" işiyle uğraşanlar dahi, Sai Baba'ya ulaşmaya çalışıp, kurtarmayı amaçladılar. Ama o bilimsel alanda olduğu gibi, mistik deneyleri de daima reddediyordu, evindeki küçük tapınaktan hiç ayrılmıyor ve Hintli halka yardım etmeyi hala sürdürüyor. Yabancıları ise hangi inançtan olursa olsunlar, sevgi adına kabul ediyor. 

Midesinden taş çıkıyor... 
Görünüşte Sai Baba'nın yaptığı herşey imkansızdır ve salt bu yüzden kuşkuları bir mıknatıs gibi çeker. "Vibhuti" adlı hoş kokulu ağaç külü, ortada bol miktarda bulunur, yapılan deneylerde sıradan bir ağaç külü olması dışında bir özelliği bulunamamıştır ama bir tutamının kurumuş bir bitkinin dibine konmasıyla bitkinin canlandığını anlatanlar vardır. Bir diğer mucize cisim Sai Baba'nın midesinden oluşmaktadır; "Lingam" adı verilen yumurta biçimindeki her renk ve boyuttaki bu taşı Sai Baba öksürdükten sonra oluşturmakta ve sonra sevdiklerine vermektedir. Sevdiklerinin kimliği belli olmaz; işte size inanılmaz bir öykü daha; 

Sai Baba gelecekteki ortağını kurtarıyor... 
Bir Amerikalı, 1970'de Hindistan'a giderek Sai Baba'yı ziyaret etmek ister ama reddedilir, başı derttedir ve ruhsal bir çare aramaktadır. Memleketine geri döner ve bunalıma girerek, arabasıyla intihara kalkışır, California'nın sarp uçurumlarından birisinden aşağı arabasıyla beraber uçar. Arabası paramparça olmuştur ama kendisi birkaç sıyrıkla kurtulur ve o anda karşısında Sai Baba'yı görür; o şokla yine Hindistan'a gider ama yine reddedilir ve Sai Baba'yı göremeden geri döner. Umutsuz ve kırgın bu kez uyuşturucuya bulaşır, bir gece aşırı doz alır ve dilini yutarak boğulma tehlikesiyle karşılaşır, yanındakilere göre durum böyledir ama onlar da kafayı bulduklarından pek aldırmazlar. Tam boğulacakken, yine tepesinde Sai Baba belirir, dilini tutup dışarı çeker ve kafasına birkaç kez vurur. Yine ölümden kurtulmuştur ve yine yola düşerek soluğu Hindistan'da alır ama bu kez muradına kavuşur ve Sai Baba'nın yanına alınır. Daha içeri girer girmez Sai Baba, adamın intihar teşebbüsünden ve uyuşturucu olayından söz ederek, yanlış yolda olduğunu, hemen geri dönmesini emreder, iyi bir işe kavuşacaktır ama kazandığı herşeyin yarısını Sai Baba'ya yollama sözünü verecektir. Bu adamın adı Isaac Tigrett'dir ve memleketine döndükten sonra bir Hard Rock Cafe açarak işe başlar ve kısa zamanda milyarder olur, serveti 200 milyon $'ın üzerine çıkar ve sözünü tutarak bu paranın yarısını Sai Baba'ya gönderir. Para ne mi olur? Bu para, Doğu Asya'nın ikinci büyük hastanesinin yapımında kullanılır, burada dünyanın en fakir insanlarına bedava sağlık hizmeti verilmektedir. 

Hz İsa'nın ruhu Sai Baba'da mı? 
Sai Baba'nın mucizelerinin Hz. İsa'yı anımsattığı belirtmiştik; bu soru kendisine de sorularak, Hz. İsa'nın mucizeleri sorulmuştur; Sai Baba, burada en önemli sözünü söyler; kendisinde Hz. İsa'nın ruhu vardır; Peygamber, sanıldığı gibi haçın üstünde ölmemiş, şifalı otlarla ve bildiği yoga teknikleriyle ölümden kurtularak, Kudüs'ten uzaklaşarak Hindistan'a gelmiştir. Burada küçük bir köyde yaşlanarak ölmüştür ve hala orada bir aziz olarak anılmaktadır. Sai Baba, kendisiyle medyatik söyleşiler yapılmasına karşıdır ama bazı sorular ona sorulmuştur; örneğin, dünyadışı yaşamdan çok az söz eder; ama karşı çıkmaz yalnız hükümetlerin sakladıkları sırlardan hoşlanmadığını belirtir; dünyadışı canlılar aramızdadırlar ama içinde bulunduğumuz materyalist çağ yüzünden onları önemsememekteyiz; işte bu çok ciddidir. Sai Baba, ölümünden evvel, Yeni Çağ'ı ve Yeni Çağ İnsanı'nı göreceğini söylemekte. 

Sonuçta Sai Baba, dev bir efsanenin odak noktası; yukarda anlatılan olaylar sadece kahramanlarının sözlerine dayanıyor; ciddi araştırmalara Sai Baba katılmıyor; o zaman da fazla tartışacak bir şey yok. Olay gizem perdesiyle örtülü ama akla çok doğal bir soru geliyor; Bütün bunlar ne için? Sai Baba'nın çiçekleri, yüzükleri ne işe yarıyorlar? Fakat kutsal kül ve taşların en azından sağlık alanında etkili olduğu görülüyor yoksa inanç mucizesi mi? Ama bu arada, ortada dev bir hastane var ve bunun yapımını başaran kişi ise Sai Baba. Hiç de fena değil, Sai Baba deşifre edilemeyen bir şarlatan dahi olsa, bu hastane olayı onu kutlamak için yeterli. Kararı yine de sizler verin...

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !